|
SON'AY'

Neden gelmişti buraya? Bilmiyordu. İçindeki hüznü ve terk edilmişlik duygusunu sindiremiyordu.
Geceyi aydınlatan lambaların sönük ışığında sokağı bir baştan bir başa yürüdü. Sokağın sonunda bulunan sokak lambasının aydınlattığı küçük bir evin karşısında durakladı. Başını hafifçe kaldırıp eve baktı. Evde ne bir ışık ne bir ses vardı. Behnan eşinin gittiğini bir türlü kabullenemiyordu. Bu yüzden sık sık buraya oturdukları bu eski ve terk edilmiş evlerini görmeye geliyordu. O’nun Sonay’a olan aşkı içini acıtıyor, Sonay gittiğinden beri bir başka dünyada devam ediyordu hayata.
Gecenin yarattığı bu hüzün içini kemirirken, anıları yeniden canlanıyor bir taraftan da gözünden akan yaşlar bu anıları bir sis perdesinin arkasından izlemesine neden oluyordu. Net olan tek şey vardı o da Sonay’ın asla geri dönmeyeceği.
İstanbul soğuktu. Esen sert rüzgarın yüzünü yaladığını hissetti gözlerini açtığında. Eski galata köprüsünün yarısı güneşin ilk ışıklarıyla parlıyordu. Köprünün diğer yarısı ise oltalarını köprüden sallayan balıkçılarla birlikte sıranın biran önce kendisine gelmesini bekliyordu. Geceki yalnızlığına ortak olan Haliç, küçük balıkçı teknelerinin motor sesleriyle güne uyanırken o çoktan arkasını dönüp yürümeye başlamıştı. Balatı, Fatihe bağlayan dik yamaçtan Karagümrük’e kadar yürüdü. Sokakların sessiz bekleyişi son bulmuş, asırlardır devam eden rutin koşturmaca başlamıştı. Behnan, Sonay’dan kalan anılarıyla birlikte evinin bulunduğu sokağa artık yaklaşmıştı.
Evinin kapısını açıp içeri girdiğinde küçük kedisi pepe karşıladı onu. Belli ki iyice acıkmıştı Pepe. Önce onun karnını doyurdu sonra da mutfakta bulunan küçük masaya oturup bir sigara yaktı. Nefesiyle birlikte sigaranın dumanı da ciğerlerine kadar çekti.
Bir süre düşündü. Onsuz bu dünyada ne yapabilirdi. Hayatının tek anlamını yitirmişti artık. Güzel olan her şey Sonay’la birlikte gömülmüştü.
09.02.2010
Bu Yazıyı okuyan 537
'nci kişisiniz.
|
|
AŞK-I
İLAN |
|
Yeni Sayfa 1
|
|
DİĞER
YAZILAR |
|
|
|